Dünya Müslümanlarının acılarına Son Vermek Herkezin Sorumluluğu | Hit : 93
Dünya Müslümanlarının acılarına Son Vermek Herkezin Sorumluluğu

slam'a
hizmet etmenin, İslam ahlakını insanlar arasında yaygınlaştırmanın
neden bu kadar acil olduğunu anlayabilmek için dünya üzerindeki
Müslümanlar üzerinde birkaç dakika düşünmek yeterlidir.
Günümüzde tüm dünya insanlarının ve dünyanın dört bir yanında yaşayan
Müslümanların durumuna baktığımızda, müminlerin bu ahlakı güçlerinin
yettiğinin en fazlasıyla yaşamasının önemi bir kez daha ortaya
çıkmaktadır. Hemen her gün gazetelerde ve televizyonlarda, dünyanın
dört bir yanında Kuran ahlakının yaşanmamasından kaynaklanan
karışıklıklara, yapılan zulümlerden dolayı dayanılması güç zorluklar
yaşayan insanların hayatlarına şahit oluruz. Filistin'de, Endonezya'da,
Doğu Türkistan’da, Çeçenistan'da veya dünyanın herhangi başka bir
yerinde bir avuç toprak için yerlerde sürüklenen, çocuklarının gözü
önünde tekmelenen insanlar, ellerinde taşlarla kendilerini savunmaya
çalışan küçük çocuklar her insanın bildiği görüntülerdir.

Halen
dünyanın dört bir yanında savaşlar, iç karışıklıklar devam etmektedir.
Bu savaşlarda Bosna-Hersek'te, Kosova’da Cezayir'de, Tunus'ta,
Eritre'de, Mısır'da, Afganistan'da, Keşmir'de, Ruanda’da, Doğu
Türkistan'da, Çeçenistan'da, Vietnam’da, Tayland'da, Filipinler'de,
Burma'da ya da Sudan'da yüz binlerce silahsız insan hayatını kaybetmiş,
kadınlar tecavüze uğramış, işkence görmüş, milyonlarcası evlerinden
yurtlarından çıkarılmış, sakat kalmış, yakınlarını kaybetmiştir. Masum
çocuklar kurşunlara hedef olmuş, bebekler kundaklarında katledilmiş,
kaçmaya çalışan insanlar mayınlara basarak sakat kalmışlardır. İnsanlar
eşi benzeri görülmemiş bir vahşete tabi tutulmuş, zulme uğratılmış,
hayatlarını devam ettirebilmek insanlık dışı esir kamplarında yaşam
mücadelesi vermişlerdir. Halen de daha pek çok yerde tüm bu zulümler
sürgelmektedir. Kadınlar, çocuklar zulme uğratılmaya, eziyet görmeye
devam etmektedir. Müslüman topluluklar birer birer bağımsızlıklarını
yitirmekte, kendilerine yardım eli uzatacak vicdan sahibi insanların
yardım etmesini beklemekte ama seslerini duyuramamaktadırlar.
Müslümanların zulüm gördükleri ülkelerden yalnızca birkaçında
yaşananlara kısaca bir göz atıldığında dahi bu konunun önemi çok daha
iyi anlaşılabilecektir.
Allah bir ayetinde şu şekilde buyurmaktadır:
Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan
bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize
katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan
zayıf bırakılmışlar adına çaba göstermiyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

Zulüm
gören, işkenceyle öldürülen insanlar, masum bebekler, bir ekmek alacak
parası dahi olmayanlar, soğuk havada, bezden çadırlarda neredeyse
sokakta yatanlar, hastalıklarını tedavi ettirecek para bulamayanlar
veya ihtiyar ve güçsüz olmalarına rağmen hastane kapılarında saatlerce
hatta günlerce tedavi sırası bekleyenler, sadece belli bir kabileye
mensup oldukları için katledilenler, dinlerinden dolayı evlerinden,
yurtlarından çıkartılan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, bir tarafta
ardı arkası gelmeyen israf, diğer tarafta ise açlıktan ve
bakımsızlıktan yok olan, ölüme terk edilen zavallı insanlar, sokağa
atılan, kendi başının çaresine bakamayacak kadar küçük ve savunmasız
çocuklar, ailesini geçindirebilmek için küçük yaşta okula gitmeyip,
oyun oynamayıp çalışan veya dilenen çocuklar, her an hasımları
tarafından öldürülme korkusuyla yaşayan insanlar…
Burada sayılan insanların varlığından herkes haberdardır. Hemen her
gün, gazetelerde, televizyonlarda bu çaresiz, zavallı, kimsesiz ve
muhtaç insanların görüntülerine rastlamak mümkündür. Pek çok kimse bu
insanların içinde bulundukları durumu görür, onlara acır. Ancak bir
süre sonra konuştuğu konuyu ya da seyrettiği kanalı değiştirince veya
okuduğu gazetenin sayfalarını çevirince bu insanların varlığını unutur.
Çoğu kişi bu insanları bulundukları durumdan kurtarmak için bir çaba
harcaması gerektiğini düşünmez. Ve "dünyada o kadar zengin ve güç
sahibi insan varken o insanları kurtarmak bana mı kaldı" diyerek
sorumluluğu başkalarının üzerine atar.
Oysa bu insanları kurtarmak, tüm dünyanın adalet, huzur, güven ve
zenginlik içinde yaşanan, refah dolu bir yer olmasını sağlamak için
zenginlik ve güç tek başına yeterli değildir. Örneğin dünyada çok
sayıda zengin ve gelişmiş ülke olmasına rağmen Etiyopya'da hala
insanlar açlıktan ölmektedirler. Onca gelişmiş teknolojiye ve dünyanın
zengin kaynaklarına rağmen insanların bir tabak yemeğe muhtaç olmaları,
zenginliğin ve gücün tek başına yeterli olmadığının en açık
göstergelerindendir.
Zenginliğin ve gücün, bu zavallı ve muhtaç insanların yararına
kullanılması için öncelikle insanların vicdan sahibi olmaları gerekir.
Vicdan sahibi olmanın yegane yolu ise imandır. Ancak imanlı insanlar,
sürekli olarak vicdanlarını kullanarak hareket ederler.

Sonuç olarak, dünyadaki adaletsizliğin, kargaşanın, terörün, katliamların, açlığın, sefaletin ve zulmün tek bir çözümü vardır:
Kuran Ahlakı.
Dünyada var olan sorunlara genel olarak bakıldığında, tüm bu olaylara
sevgisizlik, nefret, kin, düşmanlık, çıkarcılık, bencillik,
umursamazlık, acımasızlık gibi duyguların ve akılsızlığın neden olduğu
görülecektir. Bu olayları çözmenin ve tamamen ortadan kaldırmanın
yolları ise sevgi, şefkat, merhamet, acıma, karşılık beklemeden hizmet
etme şevki, duyarlı olma, fedakarlık, dostluk, hoşgörü, sağduyu ve
akıldır. Bu özellikler ise ancak Kuran ahlakını eksiksiz olarak yaşayan
insanlara aittir. Allah ayetlerinde Kuran'ın insanları karanlıklardan
aydınlığa çıkarma özelliğini şöyle bildirir:
… Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi. Allah, rızasına
uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle
karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir.
(Maide Suresi, 15-16)
Allah bir başka ayetinde ise Kuran'a uyulmadığında yeryüzünde var olan her şeyin bozulmaya uğrayacağını haber verir:
Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç
tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey)
bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini
getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
(Müminun Suresi, 71)
Şu anda, siz bu yazıyı okurken de, milyonlarca zavallı insan ya eziyet
görüyor, ya açlıktan ya da soğuktan ölmemek için dayanmaya çalışıyor.
Veya evinden, ailesinden ve çocuklarından koparılıyor, yurdundan
sürülüyor. Bu nedenle vicdan sahibi insanlar tüm bunları düşünmeli, tüm
bu acılar, felaketler, sıkıntı ve zorluklar kendilerine ve sevdiklerine
dokunmuşcasına duyarlı davranmalıdırlar. Ve yardım isteyen insanlara
maddi manevi her yönde yardımcı olabilmenin yollarını aramalıdırlar.
Allah iman eden, vicdan ve sağduyu sahibi insanların bu sorumluluğu
üzerlerine almalarını bir ayetinde şöyle emretmektedir:
Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan
bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize
katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan
zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

Günümüzde
bu hizmetin nasıl yapılacağı ise, Kuran ayetleri gözönüne alındığında
açıkça ortaya çıkmaktadır. Yapılması gereken en önemli şey, Kuran
ahlakının dinsizliğin karşısında üstün gelmesi için, Müslümanların
fikri alanda mücadele etmeleridir. Bu siteyi hazırlamamızdaki amaç da
söz konusu fikri mücadele için tüm Müslümanlara yol göstermektir. Zira
zayıf bırakılan, çaresiz, kimsesiz ve korunmaya muhtaç insanların tek
kurtuluşu, Kuran ahlakının tüm dünya insanları arasında yayılıp
yaşanmasıdır. Öyle ise tüm insanlara Kuran ahlakını anlatmak, dini
tebliğ etmek her Müslüman için çok önemli ve aciliyetli bir ibadettir.
Vicdanlarını kullanmayanlar, yetimlere, yoksullara, zavallı masumlara
karşı duyarsız ve umursuz davrananlar, dünya hayatında kendilerine
verilen malları boşa harcayanlar, zulüm gören kadınları, çocukları,
yaşlıları ilgisizce seyredenler, her türlü ahlaksızlığın ve çirkinliğin
yeryüzünde yaygınlaşmasından hoşnutluk duyanlar ve bu bakış açısını
teşvik eden insanlar ahirette bunların hesabını mutlaka vereceklerdir:
Dini
yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik
etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, ki onlar,
namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar, ve 'ufacık
bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler. (Ma'un Suresi, 1-7)